Üstünlük Ancak Takva İledir

Türkiye 10 Aralık 1948 yılında ilan edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini 6 Nisan 1949 yılında kabul eden ilk ülkeler arasında yer alarak, insan haklarının daha ileri bir noktaya taşınmasının öncelikli bir devlet politikası olduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir. Bugün insan haklarının korunmasına yönelik birçok uluslararası sözleşmenin kaynağını teşkil eden, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabulünün 67. Yıldönümünü hep birlikte kutluyoruz.

Son yıllarda ise hükümetlerimiz öncülüğünde gerçekleştirilen insan odaklı reformlar sayesinde insan haklarının korunması ve geliştirilmesinde önemli mesafeler kat edilmiştir. Ülkemiz her geçen gün olgunlaşan demokrasisi ve insan haklarına vermiş olduğu önem ile hem bölgesinde hem de diğer dünya ülkeleri tarafından örnek alınan bir ülke konumuna gelmiştir. Çünkü bizler, insanı yaşat ki devlet yaşasın' ilkesini kendine şiar edinen bir devlet geleneğinden gelmekteyiz.

Dünyanın neresinde olursa olsun insanlar eşit haklara sahip olmalıdır. Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü esas alınmadır. Çünkü Arabın Aceme, [Arap olmayana] Acemin Araba üstünlüğü olmadığı gibi, hiçbir milletin diğerine üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 67 yıl evvel ilan edilmesine karşılık hala dünyanın birçok yerinde en temel insani haklar yok sayılmakta, mazlum ve mağdurların feryatlarına ise kulak tıkanılmaktadır. Her fırsatta Türkiye’ye demokrasi dersi vermeye çalışan Batılı ülkeler, olup bitene seyirci kalmakta, adeta üç maymunu oynamaktadırlar. Bugün uluslararası toplum insanlığa karşı işlenen suçlarda, insan hakları ve özgürlük konusunda maalesef ki iyi bir imtihan verememektedir.

İnsanın varlığına yönelik suçlar işlenen Suriye’de okullar, hastaneler, hatta ibadethaneler vurulmakta, 300 binden fazla sivil öldürülerek büyük bir katliam gerçekleştirilmektedir. Türkiye olarak yaşanan bu dramı sona erdirmek, barış ve huzurun yeniden tesis edilmesi adına bölgesel iş birliktelikleri ile sorunların çözümü noktasında üzerine düşen görevleri büyük bir hassasiyetle yerine getirmiş ve getirmeye de devam edecektir.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi,’’Türkiye olarak, dünyanın neresinde olursa olsun, zulme, haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı çıkmaya, mazlumların sesi, insanlığın vicdanı olmaya devam edeceğiz. Bizi susturmaya çalışanlara, aleyhimize kampanya yapanlara aldırmadan, dünyadaki adaletsizlikleri açık yüreklilikle ifade etmeyi sürdüreceğiz.’’

Bu düşüncelerle İnsan Hakları Günü’nün tüm dünya mazlumları ve mağdurları tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyor, aziz milletimizin ve tüm dünya toplumlarının 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü'nü tebrik ediyorum.